21/1/2006 - Bil ki Gitti
Hayat, Damarlarında hissettiğin bir özsuysa Acı. Ve hayat deprem sonrası uğursuz bir bekleyiş ise. Ve hayat bir ölünün öldükten sonra da uzayan morarmış tırnakları ise etine batan. Ve hayat ağrısı gözlerine çöken bir hastalıksa,çaresiz. Ve hayat kalbine saplanmış gümüş bir kurşunsa yüzünü paramparça bir cesede çeviren. Bütün pencerelerden,bütün kapılardan,bütün yollardan O’nun gelmesini beklemekle geçiyorsa hayat Ve hayat, Yırtılmış kalbine bir çengelli iğne ile tutturulmuş bir infaz müzekkeresi ise boynunda sallanan.
Bil ki gitti....
-Şimdi son kum tanesinin düşmesini beklemektesin ve Sırat’ın ilk adımlarını hiç bitmeyecek...-
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/1/2006 - Çok Şey Öğrendim Senden
-Neşe’ye- -I-
Çok şey öğrendim senden. Senden, Çok şey öğrendim. Kağıttan gemiler yaptım _____________________Şiirlerinden Hiçbiri karaya ulaşmadı
Yorgun kalbini astım balkonuma Hayatla yonttuğun, Ucundan çile-m- damladı.
Beklemek aşktandır. Aşkı aşk bilir. Senden öğrendim.
-II-
Aşka özverini gördüm, Sesinin rengi gibiydi.
Yaşayan,bilen,gülen seni gördüm, Saçlarının rengi gibiydi. ____________________Yağmurda ıslanan.
Ama ben önce seni gördüm.
Seven. _____Seven. __________Seven.
Seni. Tıpkı senin gibiydi.
12.10.2004 Burçak Külahlı
**Bir Dostun Huzunbaz Gozyaslari
Burcak 'a
Zamanın gerilere aktığı vakitsiz hüzün süzmelerinde Denize atılmış şiirlerimden hüzün damlar marmaraya Bir dostun göz yaşıdır hüznün kederli ve yorgun adımları
Zamanın umursamaz akışında Yaralı çocuk gözleri gelir kirli hatıraların yamacına
Hüzünbaz sevişmelerin ardından ......vakitsiz bir veda ..............boynunda asılı kalır...
Anıların vıcudunda çalkalandığı vakitlerde Hüznün o kahrolası büyüsü bütün hücrelerine iz bırakır
-o vakitlerki yıllar sonra çıka gelir en zayıf anında belki bir terk ediliş belki zamansız bir veda anında...-
Gidenlere döktüğün kaçıncı göz yaşıdır sayamaz Bir şarap şişesinde biriktirir yıllanmasını beklersin
Cesetinin bulunduğu İstanbul un en çıkmaz sokağında İç cebinde hüzünbaz göz yaşlarının yıllanmış kederiyle Hatıralara gömülürsün bir öğlen saati Vakit henüz çok geç olmadan hayata...
12,10,2004
Neşe Demirağ
Not: Aynı saatlerde dostluğa yazılmış karşılıklı şiirler olduğu için böyle eklenmesi uygun görüldü kendimiz tarafından... |
| | | |
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/1/2006 - SİYAH II
Avuçlarım ıslanmştı, Siyah damlalarla. Ve Gözlerime kızgın mil çekmişti defalarca, Yaşadıklarım…Suçlarım…Cezalarım…
Bir T cetveliydi ruhum, Teğet bile geçmeyen aşka. Ve Bileklerimde görünmeyen bıçak iziydi acılar Her dokunuşta Kanayan…Ağlayan…
Yıkık bir mezara yakındı bedenim, Çok az ışık ulaşıyordu içime. Ve Sesim bir katildi, Sessizliğimden,yalnızlığımdan güç alan
Yanmaktaydı kalbim -Göğüs kafesinde titreyen,bir mum alevi-
Ve sonra, SENİ tanıdım. Önce mavi bir patika oldun bana, Sonra Yolum –yoldaşım- Ve Şimdi Kanımda yüzün var(dır) artık… Ve Şimdi İsmin dudaklarımda üç hece(dir) : -Ya sin- Elif,lam,Mim.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/1/2006 - Ayrılık
Bir uzaklık yutar herşeyi Bir yaprak düşer yüreğe; soğuk.
Eller okunan uzun bir ayet; tende, Her dokunuşta. İtilen gölgen asıl, Tuz buz eden ruhunu, Her sarılışta. Gözler fanusun içinde kayıp bir kaşif, Terkedilmiş ülkenin gitmek isteyipte Dönülmezi, Her bakışta. Akıl beyaz bir bayrak Muhacir gecelerde sallanan, -Işıksız ruhunla- Her teslim oluşta.
Ve yüzündeki kan bir nar çiçeği. Ve sesin deprem sonrası ağlayışı bir çocuğun. Ve sesin terkedilmiş bir kırlangıç yuvası. Ve sesin sallanan kesik bir baş karanlık kuyularda.
Bir uzaklık yutar herşeyi. Bir yaprak düşer yüreğe; soğuk
Her ayrılışta...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Günlüğü tutulmuş mudur aşkın,tutulmuşsa bile yazılmışmıdır herşey ?
Arkadaşlarım
|